26 Mayıs 2008 Pazartesi

dekorasyonda ev bitkileri




Ev dekorasyonunda farklı stiller tercih edilse de, artık daha çevreci seçimler ön plana çıkıyor: Geri dönüşümlü malzemeler, cam ve ahşap aksesuarlar, doğal ahşap mobilyalar ve elbette mekanlara her zaman sıcaklık katan yeşil.

Büyük yer bitkileri koltuk yanında ve göz hizasında kullanılabilir. Küçük çiçekleri ise daha çok büfe ya da bir konsol üzerine yerleştirebilirsiniz.
Ahşap, cam ve yeşil bir arada çok uyumlu. Biraz hareket katmak için farklı bir malzeme olsa da metali kullanabilirsiniz.
”Doğaya dönüş” düşüncesini, bitkiler ve geri dönüşümlü malzemelerin yanı sıra doğal dokumalar ve renklerle de yakalayabilirsiniz. Örneğin yüzde 100 pamuklu kumaş örtü, yastık ve kılıflar, yeşil tonlarında aksesuarlarla da istediğiniz havayı yansıtabilirsiniz.
Bahar sofrası çiçeksiz olmaz. Saksı seçimlerinizidekoratif olanlardan yana yaparsanız çiçeklerinizi masanızın üstünde de rahatça kullanabilirsiniz.
Yeşil çiçekler ve açık tonlara biraz renk katmak için yapma çiçekler de kullanabilirsiniz. Uzun bitkileriniz için saksı yerine hasır sepetler de çok uygun.
Okuma köşenizi yenileyecekseniz beyaz ağırlıklı bir dekorasyon tercih edebilirsiniz. Beyazın huzur veren dinginliği içinde kullanacağınız iri bitkiler, daha canlı ve dikkat çekici durabilir.
Kim demiş banyoda çiçek olmaz diye? Doğal dokuma havlular, yeşil bitkiler, şifalı sabun ve taşlarla banyonuzda keyifli bir spa köşesi yaratabilirsiniz. Dilerseniz kokulu kuru çiçekleri de dekorasyonun bir parçası haline getirebilirsiniz.
Yatak odanızın havasını tazelemek için raflarınıza birkaç çiçek koyabilirsiniz. Bunun için uygun saksılar bulabileceğiniz gibi kullanmadığınız seramik sürahi ya da çay potunu da saksı olarak değerlendirerek farklılık yakalayabilirsiniz.
http://www.evdekorasyon.net/?p=536#more-536


tabiiki klozet saksı işin espiri kısmıydı yaratıcılıkta sınır yokk

ERKAN TOPUZDAN KANSER UYARILARI


Gerçekleri açıklarsam Türkiye sarsılır” diyen Prof. Topuz, öyle şeyler söyledi ki; göz göre göre kanser oluyoruz…
Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalar yaptı…
Esra Ceyhan’ın Kanal D’deki programına konuk olan İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalar yaptı.
Topuz, kanserle mücadelenin anne karnında başladığına dikkat çekerek hamile kadınların ve bebek sahibi insanların evde dikkat etmeleri gereken noktaları anlattı.Erkan Topuz, bulaşık deterjanlarından, halıların temizliğine kadar çok önemli ayrıntılardan bahsetti. “Benim mücadelem bu yaştan sonra halkımızı kanserden korumaktır. Kanser tedavisi sonra geliyor. Bir korunma bin tedaviden evladır. Bunları ilk defa duyuyorsunuz ama gerçek bunlar. Ben bunları kendimi bu işe adadığım için anlatıyorum. Bu anlattıklarımı Türkiye ilk defa duyuyor. Belki dünyada da çok az duyan vardır” diyen Prof. Dr. Erkan Topuz, herkesi şaşırtan açıklamalar yaptı.


“Ben gerçekleri anlatıyorum. Ama çok fazla anlatmıyorum çünkü her şey sarsılabilir Türkiye’de” diyen Topuz’un sarsıcı açıklamaları şöyle:


-Evde sokakta giydiğimiz ayakkabılarla dolaşmamalılar. Eğer evde ayakkabı ile geziyorsak dışarıdan geldiğimiz ayakkabıları çıkartıp başka bir ayakkabı giymeliler. Çünkü dışarıdan giydiğimiz ayakkabı ile eve soktuğumuz pestisitler kanserin en önemli sebeplerinden bir tanesidir. (Pestisit: Tarım ürünleri, kimyasallar, egzozdan çıkan gazlar vs)


-Kanserle mücadele anne karnında başlıyor. Anne adayları aşırı miktarda vitamin almaktan kaçınsınlar. Çünkü bilinçsizce alınınca vitaminin içindeki kobalt, bazı aşırı miktarda minareller… Doktor bir tane yut diyordur ama çocuk gelişsin diye bir kaç tane yutuyorlar. Bu çocukta birikime sebep olabilir ve kansere neden olabilir.


-Gökkuşağının 7 rengini, ne buluyorlarsa, hepsinden günde en azından 3-5 tane yesinler. Her bir renkte bir şeyler var.


-Kırmızı et alsınlar gebeler haftada 2 kere. Özellikle balıkla beslensinler. Sağlıklı bir insanın kansere yakalanmaması için, bebeğin daha anne rahmindeyken vücudunun direncinin artması ve zehirleri alarak bağışıklık sisteminin bozulmaması lazım.


-En tehlikeli yer halıdır. Halı bütün pestisitleri tutar. Bu nedenle halıların temizliğine dikkat ediniz. Kesinlikle deterjanla temizlemeyin. Sirkeli su ile silin.


-Deterjan kullanınca muhakkak eldiven kullanın. Plastik eldiven kullanmayın, içine izci eldiveni giyin. Çünkü deterjanlar alerjiktir ve ufak dozlarda alındığı takdirde kronik olarak kanserojendir. (İzci eldiveni: Pamuk eldiven)
-Bulaşık makinasında kullandığ

ınız deterjan da petrol ürünüdür, kanserojendir. Ne kadar yıkarsa yıkansın kalıntılar kalabilir. Eğer sağlığınızı düşünüyorsanız çıkardığınız bulaşıkları sirkeli suyla ya da limonlu suyla silin.


-Her türlü deterjandan kaçınız. Devamlı olarak zeytinyağı ve defne sabununu seçiniz. Ellerinizi, vücudunuzu hakiki zeytinyağ, defne veya fıstık yağından yapılan hakiki sabunlar da seçilebilir. Bunları örnek olarak söylüyorum. Deterjandan kaçıyoruz ve çok aşırı miktarda suyla duruluyoruz.


-Beyaz olan her türlü iç çamaşırınızı muhakkak yeni aldığınızda en az 2 kere kaynatınız. Çünkü bunlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor.


-Oda spreyleri doğrudan doğruya petrol menşeli. Zehiri soluyorsunuz. Akciğerinize geçiyor ve dolaylı olarak bağışıklık sisteminizi bozuyor.


-Sebzeleri mevsiminde dondurup saklamakta fayda var. Yalnız bir kez çözülünce onu muhakkak pişirin. Mikro dalgada bir kere ısıtın. Ateşte ısıttıklarımızda ise bir kere ısıtınız. Çünkü bir dahaki sefere değeri ölür. DNA’yı bozar. DNA kırılması da kanserojene yol açar.


-Radyasyon kronik olarak kansere en çok yaklaştıran faktörlerden biridir. Televizyondan çok uzak duralım.


-Çocuklarınıza haftada 2 kez balık çorbası içirin ama içine zerdeçal koymak suretiyle. Soğan, sarımsak ve o mevsimin sebzesiyle yapmalısız. Çocuk anne karnındayken bu terbiyeyi almaya başlamalı.


-Gebeler haftada 1 kilo balık tüketmeli. Bu miktarın üzerinde balık tüketilmesine karşıyız. Çünkü en steril balıkta bile az civarda civa vardır. Bu balıklar dip balıkları olmamalı. Somon veya yüzey balığı, Akdeniz, Ege balığı olmalı. Marmara’nın dip balıklarını lütfen tüketmeyiniz.


-Kanola yağı kızartma için en uygun yağdır. Onun dışında birinci seçeneğimiz zeytinyağdır. Memleketimizin iftihar edebileceği yağdır. Fındıkyağı da tercih edilebilir.


-Çocuklarımız fastfood türü yiyecekleri 15 günde bir yiyebilirler. Ama haftada 3 kez yedikleri takdirde beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde 3 kat artış gözükecektir.


Çocuklarımıza arada bir verebiliriz. Ama dışarıdaki yiyeceklerin nasıl kızartıldığını bilmiyorsunuz. Ona göre hareket edin.


-Çocuklara meyve ve yoğurdu bol yedirelim. Ancak yoğurdu prebiyotik ve ev yoğurdu olarak kullanalım. Yoğurdunuzu evde yapın. Peynir ve çökelek fazla miktarda yiyin. Keçi peyniri çok faydalıdır.


-Çocuklarımızı beyaz un, beyaz şeker ve tuzdan koruyalım.


-Belki tuzcular üzülecekler ama Konya’ya akan kanalizasyonlar ve kirletici sularla, Türkiye’nin en büyük tuzunu karşılayan Tuz Gölü’müz maalesef torbaların içinde çok iyi steril edilmedikleri takdirde bize kanseri ufak ufak taşıyorlar. Bu nedenle kaya tuzunu tercih edin. Yani turşu kurduğunuz tuzu çekin ve çok az miktarda kullanın. Çünkü tuz da kanserojendir.


-Amerika’daki çocukların tombul olmasının sebebi her şeye şeker katmalarıdır. Ucuz beslenmedir.


-En faydalı gıdalardan birisi cevizdir. Daha sonra fındık ve bademdir. Ayçiçeği açık alın. İşlemden geçmemiş olacak, kavurup yiyebilirsiniz. Ama fındık, ceviz gibi yiyecekleri kabuklu alın. Çünkü içine böceklenmesin diye ilaç sıkılmaktadır. Sonsuz faydaları olan yiyeceklerdir. Günde bir avuç muhakkak tüketiniz.


-Elma dünyanın en faydalı gıdalarından birisidir.


-Plastik, bakır, alüminyum kap kullanılmamalı. Porselen, cam ve çelik kullanın. Meyveleri de bu tür kaplarda yıkayın. Bunların içine litresine göre 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi atın. Aşağı yukarı yarım saat bekletin. Sonra tekrar yıkamayın. Tekrar mikrop alır.


-Meyvelerin üzerine parlak görünmesi için mum sürülüyor. Bunları hakiki zeytinyağlı sabundan geçirdikten sonra elma sirkeli sudan geçirin. Ya da elma sirkesi ile ovun. Meyveyi kabuğuyla tüketin eğer sterilse.


-Lahana, marul gibi yiyeceklerin ilk dört kabuğunu çöpe atın. İstediğiniz kadar yıkayın bunların üzerindeki pestisitleri temizleyemezsiniz. Çaresi yok.


-3 ayda bir suyunuzu değiştirin. Çok muhteşem sularımız var ama ne olursa olsun tabiatı rezil ediyoruz. Satın aldığımız sularda az miktarda da olsa kanserojen dozlar karışabilir. Bunlar kontrollü sular ama 3 ayda bir değiştirmek gerekiyor.


-Plastik her yerde zehir. Plastik bardaklar, kaplar, plastik herhangi bir şey… Ben ona girmiyorum bu lafı söylersem yer yerinden oynar. Bu plastikler ev yapımına girdiler. Doğrudan doğruya inşaat malzemesi olarak kullanıyorlar. Çok bilinçli olun, çok iyi markalar kullanın. Bunları söylemem demek Türk ekonomisiyle oynamam demek. Ben insanlara kendimi adadım, onun için kimseden korkmuyorum açık açık söylüyorum.


-Meyva suyu yerine posasıyla tüketin. Biz kanserli hastalara suyunu veriyoruz. Meyve suyuna geçmeyen çok madde posada kalıyor. Bu şekilde kolon ve miğde kanserinden korunmuş oluyorsunuz.


-Bakır, özellikle beyin tümörlerinde ön plana çıkıyor. Çok iyi kalaylı olursa bu etki azalıyor. Ama kulağınıza bakır küpe bile takmayın.


-Çocuklarımızı yeşil plastik sahalarda oynatmayınız. Plastik çimenler sentetiktir ve kanserojen madde alabilirler.


-Havuzların iyi temizlenmesine dikkat ediniz. Ozonla temizlemek en fazladır. Aşırı klorluysa yine kansere hazırlık yapıyorsunuz spor yerine.


-Bütün beyazlatıcılardan kaçınız. Çocuklarımızın kullandığı o pırıl pırıl bembeyaz defterler klorla temizleniyorlar. Bunlarla temizlenmemiş defter kullansınlar. Kullandıkları boyalarda da kanserojen etkisi vardır.


KANSER DALGA DALGA GELİYOR
Prof. Dr. Erkan Topuz, verdiği şu çarpıcı bilgi ise kanserin boyutlarını açıkça ortaya koymaktaydı: “Kanser dalga dalga geliyor. 2020 yılında 20 milyon insan kansere yakalanacak. Ama eğer bunları yaparsak belki bunu 15 milyona indirebiliriz. O yüzden gözümüzü açalım. Bu iş çocukluktan başlıyor. Çocuklarımıza bu terbiyeyi vermek zorundayız. Ailedeki çocuk annesini taklit eder. Anne ne yiyorsa çocuk da onu yer.”


Erkan Topuz, yaptığı açıklamalar nedeniyle bir takım sektörleri zor duruma soktuğu eleştirileri için ise, “Benim için insan sağlığı birinci plandadır. Ekonomi ikinci plandadır. Bir insanın kanser olması durumunda devlete ve millete verdiği zarar milyarlarca dolardır. O yüzden dikkatli olduğunuz takdirde ekonomiye de katkınız olur. Aslında ben bunları anlatarak Türkiye’nin ekonomisini de kurtarıyorum farkında değiller” diye konuştu.

KANSERDEN KORUNMA YOLLARI


Kanal D’de Müge Anlı’nın sunduğu “Dobra Dobra” adlı programa katılan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, kansere karşı nasıl beslenilmesi gerektiği yolunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte Prof. Dr. Topuz’dan kanserden korunma reçeteleri...


Kolon kanserine deve dikeni sütü
“Kolon kanserlerine gelince, kolon kanseri yapan nedir? Bir kere kabızlık en önemli faktör. Onun için bağırsaklarımızı muhakka yumuşak tutalım. Kırmızı etten kaçalım. Mesela dandelion denilen bir bir madde vardır. Türkiye’de henüz yok . Sonra taysıl dediğimiz deve dikeninin sütünden elde edilen bir madde vardır ki aşağı yukarı 30-40 yıldır Alman tıbbında 3-4 bin senedir dünya tıbbında vardır karaciğer kanserini korur. Kolon kanseri riski olanların günde bir gram calsium 100 mg aspirin alması lazım. Hasta olanların ise yoğurt yemesi lazım sürekli olarak. ”

Sucuk, salam ve sosisten sakının
“Beyaz un, beyaz şeker, konserve, sucuk, salam, sosis, hazır meyve suları, margarin; bunlar genellikle kanserojen maddelerdir. Soya yağı ve keten tohumu meme kanseri olan ve sektörleri pozitif olan hastalara vermeyin. Ancak soya yağı, soya sütü, keten tohumu çocuğumuz küçük ve kansere meyili varsa o zaman korur. Bakın ne kadar çelişkili.”


Kanser olan süt içmesin
“Büyüme hormonu sütle de vücuda geçiyor. Bu sütü çocuklar için söylemiyorum kanserli hastalara verdiğimiz zaman kanserde insülin seviyesini yani kanserojen maddeyi de yükseltiyor. Kanser hastaları neler yapmalı? Bir kere kilo almamalılar. Spor yapmalılar. Yağlı gıdalardan kaçmalılar. Hormonlu gıdalar almalılar. Doğum kontrol hapı da almalılar. ”


Doğum kontrol hapına dikkat!
“Kadınlar eğer memesinde fibrokist, ailesinde kanser varsa menopoza girdiği zaman kesinlikle hormon almamalı ve muhakkak çok sık meme kontrolleri yaptırmalı. Doğum kontrol hapını bir seneden fazla kullanmayın. Bir sene dinlenin. Çünkü over (yumurtalık) kanserini korur meme kanserini artırır.”


Yoğurdu evinizde yapın, keçi peyniri yiyin. Cevizi de unutmayın!
“Yoğurdun üzerindeki yeşil su mideye zararlıdır. Brokoli, karnabahar, lahana, kırmızı lahana, kıvırcık salata, semiz otu, kırmızı turp salatası, kereviz, yeşil kabak ama bunlar mevsiminde yiyeceksiniz, turfanda değil... Ayrıca bunlar kemoterapi esnasında yenmeli. En makbul gıda, en ucuz gıdadır. Şimdi soğan ve sarımsağa gelelim. Ceviz çok faydalı, günde 4-5 acıbadem yenmeli. Kavrulmamış kayısı çekirdeğini 5 taneden fazla yemeyin, içinde bir madde vardır 15 tane yerseniz diger tarafa gidersiniz. 3 kara üzüm, kara erik, kara kayısı ama tazesini yiyeceksiniz. Kışın ise güneşte kurumuş gül kurusu makbuldur. Yoğurdu evde yapacaksınız. Katkısız olacak. Probiyotikten yapın ve soğuk sütün içine atın. Keçi peyniri ve çökelek de çok faydalıdır, özellikle karaciğer kanserine...
Süte bir bardak limon dökün, kesilsin ve içinde kalan peynirimsi kısmı dökün, suyunudan bardak bardak için... Şile Ağva ve Kilyos’ta kendiniz toplayın böğürtlenleri. Kendisini yerseniz elledit asit var böğürtlenin hem yaprağında hem meyvesinde, hem kökünde. Ama meyvesi bir ay sürdüğü için yaprağını veriyoruz. Böğürtleni bu mevsimde yani simdi alın toplayın, bunun şurubunu yapın. Çorba kaşığıyla, kolon kanserine büyük şifadır.


Kırmızı et olarak kuzu yiyin
“Genelilkle beyaz eti tavsiye ediyoruz. Balık tavuk hindi ve arkasından haftada bir kez kırmızı et veriyoruz. Ama lütfen kırmızı ette kuzu etini tercih ediniz. Çünkü genellikle zavallı kuzular hiçbir şekilde zehirlenmemiştir. Niye kırmızı et zararlı diyoruz. bakın hayvanlar genellikle otluyorlar. Etraftan inteksit (zehirlenmiş) dediğimiz otları yiyorlar o da doğrudan doğruya adalesine gidiyor Ayrıca biz bunlara growth factors yani büyüme hormonu veriyoruz. Bir de kırmızı etin öz yapısında kansorejen madde var. Zavallı kuzunun daha otlamadan gırtlağını kesiyoruz. Ne hormon veriyoruz ne bir şey”
Kız çocuklarınıza asla turfanda yedirmeyin


Kız çocuklarınıza asla turfanda yedirmeyin
“20 yaşına kadar bu diyet yapılırsa yüzde 60 kurtulur. 20 yaşından sonra ise yüzde 20 korur. En çok kadınlarda görülen meme kanseri; kız çocuklarını hormonal beslenmelerden uzak tutmak lazım. Tüm gıdalarımızda hormon var. 15 Eylül’den 1 Ekim’e kadar domatesinizi salçanızı yapın. Sakın turfanda yemeyin. Karnabahar varken brokoli yemeyin. Brüksel lahanası değil, oturun 400 liralık lahana yiyin. Lahana brokoli semizotu karnabahar meme kanserinin en büyük düşmanları. 12 yaşında erken bluğ, meme kanseri için çok önemli bir potansiyeldir, meme kanserini arttırır. Haftada 3 kez yada daha fazla fast-food yiyen gençlerde beyin kanseri enf kanseri ve kan kanseri 3 kat fazladır. Haftada 1 kere yesinler.


En faydalısı kanola yağı
“Fındık yağı, kanola yağı, zeytin yağını tavsiye ediyorum. Kanola yağı dünyada çok yaygın Türkiye’ye de yeni girdi ve en ucuz en kaliteli bitki yağıdır. Kanola ve zeytin yağı, keten tohumu ve soya yağı vermeliyiz çocuklara. Kadınlara kansere yakalanmadan önce vermeliyiz ama kadın kansere yakalandıysa bunları vermeyiniz çünkü kanseri azdırır. İlk başta korur sonra azdırır. Kemoterapide trombosit düşürdüğü iddia edilir. Isırgan yaprağı ısırgan kökünün çayı prostat kanserine faydalıdır Yeşil çay prostat, meme, kolon ve mide kanserlerine karşı korur ancak iki kupa içeceksiniz. Şöyle birleştiriyorum hastalarıma; bir yeşil çay iki böğürtlen yaprağı üç limon kabuğu dört ısırgan yaprağını karıştırın.


9 Mayıs 2008 Cuma

Yeni evlenenlere mobilya önerileri


Alışverişe çıkmadan önce evi bölümlere ayırarak, her oda için ayrı ayrı ihtiyaç listeleri oluşturulması şart.
Yatak odasında rahat bir yatağın dışında akıllı gardrop ve eşya saklama üniteleri gibi akıllı çözümlerden faydalanmak gerekir.
Yatak odası mobilyaları seçimi için düz ve açık renk tonlar tercih edilmeli. Bu tarz mobilyaların modası çabuk geçmeyecek ve her türlü aksesuarla kombine edilebilecektir. Yatak odasında okuma lambalarının olması önemlidir.
Oturma odasında rahat koltuklar seçilmelidir. Kılıfların üstü kirlenir veya lekelenirse makinede yıkanabilmesi için çıkartılabilir ve yıkanabilir olması da son derece önemlidir.
Mutfak dolaplarında beyaz rengin tercih edilmesinde fayda var. Bu renk tercihi, sadeliğin yanısıra aydınlık ve geniş bir görüntü sağlanmasına yardımcı olacaktır. Mutfağın büyüklüğüne göre açılıp kapanır bir yemek masası veya iç içe geçen türden sandalyeler kullanılabilir.
Tuvalet malzemeleri düzgün bir biçimde koyabilecek dolaplar ve modern aksesuarlar kullanılmalıdır. Ayrı ayrı banyo mobilyaları, küçük aksesurarlar eklemekten çok daha fazlasını yapmalarına imkan verir.


Pencerelerde klasik ve modern bir arada


Küçük metrekarelere sahip evlerde, kapı perdeleri sayesinde rahatlıkla iki ayrı alan yaratılıyor. Perde dünyasındaki trendleri Elvin Perde Yönetim Kurulu Başkanı Canan Sönmez Canik ile konuştuk.
DEKORASYONA UYUM ŞART PENCERE ŞEKLİNE DİKKAT
Perdelerin evinizin dekorasyonuna sağladığı uyum önemli. Yanlış seçimler, mobilyalarınızın ve diğer dekorasyon objelerinizin kendini göstermesini engelleyebilir. Bu yüzden perde seçerken dikkatli olmak lazım. İşe dekorasyonun tamamlanması gereken en son aşamasının perde olduğunu unutmadan başlamak gerekiyor. Öncelikle duvar renginizi dikkate almalısınız. İster boya ister duvar kağıdı olsun, duvarla aynı renkte seçilmiş bir tafta, rutin görüntülere neden olabilir. Bu yüzden perdelerinizi duvarlarınızın renginden bir kaç ton açık ya da koyu renkte seçmekte fayda var. Koltuk kumaşının içindeki renk tonlarından seçilen perdeler mekana uyum sağlayıp keyifli bir görsellik oluşturabilir. Her şey renk uyumuyla bitmiyor. Evinizdeki objelerde hareketlilik varsa düz tonlarda perde seçmek daha doğru. Sade ve spor döşenmiş evlerde daha hareketli ve desenli perdeler olabilir. Perdeleriniz lamba başlığı, örtü ve dekoratif yastıklarla uyum sağlayabilir. Pencere yapısını unutmayın. Küçük pencerelerde sade modeller ve kumaşlar, büyük pencereli odalarda yere uzanan düz renk tüller tercih edilebilir.
SİVRİSİNEKLERİ KOVAN DA VAR, GÜZEL KOKAN DA

Bu sene perdeler çok renkli. Klasik ve modern artık bir arada. Modern ve minimal mekanları klasik bir perdeyle, ağırbaşlı bir havaya sokmak mümkün. Perdelerde renkli tüller ve renk uyumlu taftalar kullanarak sıcak ortamlar yaratılabilir. Yerlere kadar uzanan, hareketli kumaşlar perde aksesuarlarıyla tamamlanıyor. Yerlere uzanan tüller, taftalar, ipekler bolca var ve mekanlara görsellik katıyor.” Renk, ürün ve desen çeşitliliğinin yanı sıra, perdelerdeki teknolojik yenilikler pek çok kolaylık sağlıyor. Akıllı kumaşlardan üretilen modeller; anti bakteriyel özellikleri, mekana güzel kokular saçma, suyu emme özellikleriyle göze çarpıyor. Sivrisinekleri yaklaştırmayan özel apreli perdeler yaz aylarında ön plana çıkıyor. Ayrıca küçük metrekareli yazlık evler için bahçe kapılarında, mutfakta, koridorda ve odaları ayırmak için tercih edilen kapı perdeleri, mekanları küçültmeden iki ayrı alan yaratmak için tercih edilebilir.
Stor ve katlamalı perdelerde her odaya rahatlıkla uygulandıkları için tercih edilen modellerden. Stor perdeler özel olarak aprelenmiş kumaşlarla yapılıyor. Akşamları içerinin görünmesini engelleyip gün içinde de rahatsız edici güneşten koruyorlar. Kumaş ve mekanizmasıyla birlikte hazır olarak camınızın ölçülerine göre yapılıyor. Günümüzde beş metre enindeki camları bile kesintisiz kaplayacak storlar bulmak mümkün. İsterseniz çatı katlarını, cam tavanları stor perdelerle kaplayabiliyorsunuz. Son yıllarda saten güneşliklerin yerini stor perdeler aldı. Bunun en önemli nedenlerinden biri kullanım kolaylıkları. Aslında stor perdeler tül ve kumaş perdelerin tamamlayıcısı. Storu iç çamaşır, perdeleri de üst giysi olarak tanımlayabiliriz. Tercih edilen alternatiflerden biri de katlamalı perdeler, stordan farklı olarak beğendiğiniz herhangi bir kumaştan üretilebiliyorlar. Tercihe göre eteklerine evinizin renkleriyle uyumlu püskül veya renkli boncuklar eklenebiliyor. Hızla gelişen teknoloji perde sektörünü de etkiliyor. Bu sene sessiz çalışan elektrikli modeller ev ve iş yerlerinde ön plana çıkıyor. Uzaktan kumanda sistemiyle, oturduğunuz yerden açıp kapayabildiğiniz sistemler stor perde, katlama perde ve ray sistemlerine rahatlıkla uygulanabiliyor. Özellikle galeri tipi yüksek camlı ve akıllı evlerde kullanılıyorlar.
PERDE BAKIMINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
İpekli taftalar ya da diğer fon kumaşları için kuru temizleme yapılmalı.
Tül perdeler yılda ortalama 4-5 kez yıkanmalı. Sigara dumanına çok maruz kalan odalarda bu sayı artabilir.
Tül yıkanacaksa, perde halkalarını bir kese içine almak yıkama esnasında hassas tüllerin yolunmasına ve hasar görmesine engel olur.
Yıkanan tül perdeler buruşmaması için üst üste bekletilmemeli, hemen asılmalı. Perdeyi nemli asarsanız 1-2 gün içinde ütü gerektirmeden kendini toparlar.
Kalın perdelerle ince olmayan tüllerin bazıları elektrikli süpürge yardımıyla temizlenebilir.
Perdede bulunan aparatları yıkama öncesi çıkarmaya ve sonrasında tıkmaya özen gösterin.
Stor perdeler, asla yıkanmamalı ve silinerek temizleme yapılmalı.
Katlamalı perdelerde seçilen kumaşa göre yıkama işlemi yapabilirsiniz.

Seramik vazo yapmak ister misiniz?


Ev aksesuarlarını seviyorsanız ve azıcık el işine de ilginiz varsa, siz de kendinize seramik vazolar yapabilirsiniz. Bu sizi biraz uğraştırabilir ama emin olun yorulduğunuza değecek…

Basit kelebek fırçalarla duygularınızı yansıtabileceğiniz pürüzsüz yüzeyler… Şili’den seramik vazo yapımıyla ilgili bir kaç öneri almaya ne dersiniz. İçinizden geldiği gibi yaptığınız, kendinizi üzerine yansıttığınız bu aksesuarlar, evinize çok yakışacak.
Malzemeler:Akrilik renklerinizi isteğinize göre belirleyin. Vazonun içi ve altı için sırlı şeffaf cila seçin. Renk gölge paleti ve boya fırçalarınızı hazırlayın. Fırça temizleme süngerinizi unutmayın. (Malzemelerinizi el işi ve hobi dükkanlarından alabilirsiniz.)
Nasıl yapılır?• Sırlı cilayı vazonun içine koyun, etrafında döndürerek tüm yüzeyi kaplamasını sağlayın. İki kez aynı cilayı tabanda tutup yakın. Seçtiğiniz fırça ile seçtiğiniz rengi vazoya zemin olarak iki kere uygulayın. İki boyama arasında kurumasını beklemeniz gerekli.• Modeli kopya kağıdı ile vazoya geçirin, beyaz kopya kağıdı ve HB kurşun kalem kullanın. Sırlı fırçanın bir yüzüne beyaz diğerine kahverengi sürün.• Parçaları orta noktalarından merkeze doğru boyamalısınız.• Yani sırlı fırçanızın bir yüzü yeşil bir yüzü kahverengi iken başladığınız noktadan merkeze doğru sırlı fırçanızla boyamaya başlayın.• Çukur alanları kontrol ederek, gölgeleri kahverengi ile işaretleyin.• Tüm taslakları beyaz renkte fırça ile işaretleyin.• Sırlı fırçanıza beyaz boya sürün ve yüzeyin eğilimine göre sert hareketlerle ters bir u tamamlayarak boyayın.• Aynı fırçaya kırmızı kil koyup merkezden sınırlara doğru hareketin etkisi azalıyormuş gibi olması için öne doğru eğerek sürün.• Koyu renkler merkezde açık renkler kenarlarda olacak şekilde boyamaya devam edin.• Yuvarlak fırça ile merkezleri boyayın.• Parlak sarı ile final bitişini yapmak üzere merkezin üstünden kırmızı kille geçin.• Sadece ortada uzun yeşil bir nokta yaratın.• Tüm taslakların üzerinden beyaz boya ve fırça ile geçin.• Çiçekleri bitirdikten sonra, kurumaya ve olgunlaşmaya bırakın. Tüm yüzeyi kahverengi ile eskitip temizleyin.• Sınırda ve altta fırça ile altın rengi kılçıklar yaratın.• Bir sünger ile vazonun altındaki altın rengi boyayın. Çiçekleri boyamayın.• Kurumaya bırakın iki kez porselenleyin. Hızlı kurutucu bir sprey bu işi görür. İki uygulama arasında kurumasını beklemeyi unutmayın.
Not: İsterseniz renkleri değiştirebilir, istediğiniz renkleri uygulayabilirsiniz.

evinizi 3 adımda organize edin

1. AdımEv içindeki alanları düzenlemek• Evin en fazla kullanılan alanları kanepe, yemek masası, yatak ve eğer varsa şömine çevresi ile ilgili iyi bir plan yapmak, bu noktaları düzenlemenin en pratik yoludur.
• Kanepenizi iki kitaplık ya da herhangi iki raf sistemi arasına yerleştirmeniz düzenli bir görünüm elde etmenizi sağlar.• Her eşyanın ayrı bir işlevi olmasındansa çift işlevli modüler mobilyalar tercih edin. Böylece bir komodini kahve masası olarak kullanabilir ya da sandıklarınızı sehpa olarak değerlendirebilirsiniz. Az eşya ile düzenli bir görünüm elde etmeniz daha kolay olur.• Yatağınızın uzun kenarını duvara yaslayarak, gün içinde onu kanepe gibi kullanabilirsiniz. Yatak odanıza ayrı bir koltuk ya da kanepe koymanız gerekmeyeceği için mekanda ferah bir görünüm elde etmeniz daha kolay olacaktır.


2. AdımEşyalarınızı nasıl depolayabilirsiniz?• Çarşaf, battaniye ya da giymediğiniz kıyafetlerinizi yatak altlarında vakumlu torbalarda ya da toz geçirmeyen depolama kutularında saklayabilirsiniz.• Görünmesini istemediğiniz yerden tavana kadar olan rafları saklamanın en güzel yolu, üzerine bir bedre çekmektir. Duvardan duvara, tavandan yere asacağınız perdelerle ferah bir görünüm elde edebilirsiniz.• Dolap içi düzenleme üniteleri ve kutularla ortalıkta olan eşyalarınızı gizleyebilirsiniz. Özellikle irili ufaklı eşyalar karışıklığa sebep olurlar. Onlar için bu şekilde bir çözüm bulmanız düzeni sağlama konusunda yardımcı olur.
3. AdımRenkleri belirleyin• En sevdiğiniz objelerin renklerine göz atın. Bu renkleri seçtikten sonra diğer mobilyalarınız ve aksesuarlarınızı ana renklerinizi tonlayacak biçimde seçebilirsiniz.• Farklı malzemelerdeki mobilyaları boyayarak eşyalar arasında geçişi sağlayabilir, mekana ferah bir görünüm kazandırabilirsiniz.• Düzen demek, beyazların hakim olması demek değildir. Mekana renk eklemek, ama yine de karışıklığı engellemek istiyorsanız, pastel tonları kullanın.

2008 yaz modası VİCTORİA'S SECRET








8 Mayıs 2008 Perşembe